Kaygı bir uyarı gibi gelebilir: bir şeyler yolunda değil. Bu uyarıyı susturmak her zaman çözüm olmaz. Önce nerede durduğunu görmek gerekir — bedende mi, düşüncede mi, yoksa belirli bir saatte mi yükseliyor?
Kimi insanda kaygı sabah uyanınca, kimisinde konuşmadan önce, kimisinde gece yalnız kalınca belirir. Zamanı kaydetmek, belirsiz bir sis yerine somut bir iz bırakır. İz görünce, kişi “hep böyleyim” sanmaktan biraz çıkar.
Küçük, tekrarlanan uygulama “hemen geçsin” demek değildir; yere basmaktır.
DEVA ne yapar, ne yapmaz
DEVA kaygıyı teşhis etmez ve tedavi vaat etmez. Manevi ve günlük düzen üzerinden, kişinin kendi sürecini daha net görmesine yardım eder. Bu sınır, güven içindir.
Dua, sığınma, kısa bir kayıt… Küçük tekrarlar kaygının etrafındaki dağınıklığı azaltabilir. Bu, semptomun yok sayılması değildir. Düzenin, belirsizliğin yerini almasıdır.


